Merkez Bankası Faiz Kararı

Merkez Bankası Faiz Kararı

08.09.2018 – Fatih SUNAGİL

Merkez Bankası 13 Eylül Perşembe günü piyasaların merakla beklediği faiz kararını açıklayacak. Pazartesi günü açıklanan yıllık enflasyon oranının % 17.90 olması mevcut durumda % 17.75 olan politika faiz oranının artışını zaruri kılmaktadır. Ancak piyasalarda faiz artışının kaç puan olması gerektiği yönünde farklı görüşler bulunmaktadır. Bu görüşleri 24 Temmuz 2018 tarihli Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti ışığında değerlendirmenin faydalı olacağını düşünüyorum.

Enflasyon gelişmeleri başlığı altında 1. maddede ; Haziran ayında tüketici fiyatları yüzde 2,61 oranında artmış, yıllık enflasyon 3,24 puan yükselerek yüzde 15,39 olmuştur. Bu dönemde yıllık enflasyondaki yükseliş alt gruplar geneline yayılırken, enflasyondaki yükselişe en belirgin katkı işlenmemiş gıda grubundan gelmiştir.  Yakın dönem döviz kuru gelişmeleri kaynaklı maliyet yönlü etkiler bu ay birçok ilişkili kalemde yüksek fiyat artışlarını desteklediği, tüketici fiyatları üzerindeki üretici fiyatları kaynaklı baskıların bir önceki aya kıyasla önemli oranda artarak güçlü seyrini koruduğu ve bu gelişmelerle çekirdek göstergelerin yıllık enflasyonları ve ana eğilimleri kayda değer bir biçimde yükseldiği ifade edilmiştir.

Bu maddede döviz kuru gelişmelerinin enflasyon oranında artışa neden olduğu ifade edilmiştir. Bu toplantı öncesinde 4.74 TL olan dolar kuru, toplantıda faizi sabit tutma kararı alınması ile günü 4.88 TL seviyesinden kapatmış ve günü % 3 değer kaybıyla tamamlanmıştır. Merkez Bankası bu toplantıda faizi serbest tutmuş olsa bile piyasa enflasyon artış miktarı ölçüsünde tepkisini döviz kuru fiyatlamasına dahil etmiştir. Piyasada faiz artışı beklentisi içerisinde olanlar bu durumda Merkez Bankasının piyasaların arkasında kaldığını belirterek faiz kararını eleştirmişlerdir.

Ancak döviz kurundaki 5 TL – 7 TL arasındaki fiyatlamalar ekonominin gerçeklerinden uzak olup Rahip davası, İran yaptırımları ve Halkbank cezası gibi belirsizliklerin fiyatlara dahil edilmesiyle oluşmuştur. Dolayısıyla önümüzdeki hafta alınacak faiz kararının spekülatif kur atakları gözönünde bulundurularak değil reel sektörün karşı karşıya kaldığı yüksek kredi maliyetlerinin gözönünde bulundurularak alınması kanaatindeyim. Yoksa kur-faiz sarmalında yüksek faiz beklentisi içerisinde olanlar kuru speküle etmeye devam ederek Arjantin örneğinde olduğu gibi faiz oranını kura duyarsız hale getirebilirler. Ancak yüksek faiz oranları neticesinde kredi muslukları kesilirse hem reel ekonomide kalıcı hasarlar meydana gelir hem de ekonomimizin tüm birimleri oldukça fazla zarar görür.

Pazartesi günü açıklanan yıllık % 17.90 enflasyon oranı neticesinden bu haftaki faiz kararına bakacak olursak en fazla 200 puan faiz artışının yapılarak Ekim ayı toplantısının beklenmesi kanaatindeyim. Çünkü dolar endeksinin yükselen trendde olmasında en önemli neden 4 faiz artışının yapılacak olmasıydı. ABD ‘de gelen veriler 4. faiz artışının tartışılır hale getirmeye başladı. Dolar endeksinde yaşanabilecek gerilemeler TL ye olumlu yansıyabileceği ve Ekim ayı toplantısında Merkez Bankasının elini kolaylaştırabileceği unutulmamalıdır.

Ayrıca rakamların insan psikolojisi dolayısıyla piyasa psikolojisi üzerindeki etkileri de çok önemlidir.

200 baz puan faiz artışı sonucunda ;

Geç likidite penceresi faizi % 20.75 iken % 22.75

Gecelik borç verme faizi (tavan) % 19.25 iken %21.25

Politika faizi (haftalık repo) % 17.75 iken %19.75

Gecelik borç alma faizi taban % 16.25 iken % 18.25

olursa en azından politika faizini bir toplantı dönemi daha % 20 nin altında tutmuş oluruz. Yıl sonu enflasyon oranının % 20 üzerinde oluştuğu varsayımında geç likidite penceresi faiz oranından piyasa fonlanarak olağanüstü dönemler atlatılmış olur.

Dolar endeksinde yükseliş ve yeni bir kur atağı olması durumunda bile Ekim ayı toplantısında 200 baz puan faiz artışı yaparak faiz silahımızı orantılı kullanmış oluruz. Ayrıca 400 – 500 baz puan faiz artışı yapılmasını savunanlara Rahip davası, İran yaptırımları ve Halkbank cezası gibi belirsizlikler sorulduğunda net cevap alınamamaktadır. En azından duruşma tarihi Ekim ayında olan Rahip davası görülünceye kadar kurda spekülatif hareketler görülme potansiyeli yüksek olduğuna göre 500 baz puan faiz artışının Merkez bankasının faiz silahını erken kullanmış olabileceği düşüncesindeyim. Çünkü kurda spekülatif hareket edenlerin önceliği Merkez Bankalarının elini görmektir. Arjantin’de faiz oranın % 40 tan % 60 a çıkarılması, IMF den yardım alınması ve bir derecelendirme kuruluşunun Arjantin’i negatif izlemeden çıkarması “Faiz lobisi – IMF yardımı – Derecelendirme kuruluşları” korelasyonunun boyutunu gözler önüne sermektedir.

AYIN HİSSESİ – Koza Altın İşletmeleri AŞ (KOZAL)

Koza Altın İşletmeleri , 2017 yılı 6 aylık dönem kârı 269.430.000 TL iken 2018 yılında 6 aylık dönemde 498.730.000 kâr açıklayarak kârlılığını % 85 artırdı.

BIST 100 F/K oranı 8,10 olduğunu gözönünde bulundurursak F/K oranı 8,83 olan KOZAL hissesinde altın fiyatlarındaki yükselişin önümüzdeki dönem bilançosunda karlılığı oldukça artıracağını düşünüyorum.

BNP PARİBAS ‘ın KOZA ALTIN’ı 70,50 TL hedef fiyat ve ‘AL’ tavsiyesi ile araştırma kapsamına dahil ettiğini gözönünde bulundurursak 45.30 TL haftalık kapanış fiyatına göre % 55 getiri potansiyeli taşımaktadır.

KOZAL Canlı Hisse Verileri

Yasal Uyarı

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir !

 

 

 

 

YORUM ALANI

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.